Şiir ve Dilbilgisi

Önsöz

Bu kitapta, Gertrude Stein’ın “Poetry and Grammar” başlıklı ders metninin eksiksiz Türkçe çevirisini ve yine Stein’a ait Tender Buttons (Hassas Düğmeler) kitabındaki yedi şiirin çevirisini bir araya getirdim. Modernist edebiyatın aykırı sesi Stein’ın düzyazıyla şiiri, noktalamayla sözdizimini, isimle eylemi birbirine doladığı o alanı Türkçede de duyulur kılmayı amaçladım. Başlıkta “Şiir ve Dilbilgisi” adını koruyarak Stein’ın tam da bu iki kavramın gerilim hattında kurduğu düşünsel dengeyi vurguladım.

Düzyazı metnin çevirisinde Stein’ın noktalama ekonomisine elimden geldiğince sadık kaldım. Soru işareti, iki nokta ve noktalı virgül kullanmadım. Stein’ın ısrarla sürdürdüğü nokta, virgül ve kesme işaretlerini (iyelik apostrofu) korudum çünkü bu küçük izlerle yazarın cümleleri soluklanır, düşünce akışı canlı bir ritme dönüşür. Bununla birlikte Stein’dan farklı olarak çift tırnak kullandım. Hem konuşmaları hem de kimi kavramları netleştirmek için çift tırnağın gerekli olduğuna inandım böylece metnin iç gerilimini bozmadan okura daha net bir ses ulaştırmayı amaçladım.

Tender Buttons’tan çevirdiğim yedi nesne şiiri, Stein’ın “şey”lerin adını çağırma, kaybetme ve yeniden kurma stratejilerini somutlaştırıyor. Ders metni boyunca Stein’ın bu kitaba sık sık atıfta bulunduğunu düşünürsek şiirlerle düzyazının yan yana gelmesi tam bir uyum oluşturdu.

Kitaptaki dipnotların tamamını ben hazırlayıp ekledim. “bk.” kısaltması “bakınız”ı, “İng.” kısaltması ise “İngilizce aslı”nı işaret ediyor.

Son olarak Stein’ın metninden esinlenerek yapay zekâ araçları ile yedi illüstrasyon hazırladım, bunların da bu sürecin bir parçası ve kitabın tamamlayıcısı olduğunu düşünerek kitaba koymak istedim.

Çeviri ve kitabı hazırlama sürecinde desteği ve fikirleriyle beni yalnız bırakmayan editörüm Hayriye Ünal’a çok teşekkür ediyorum.

Temmuz 2025
Ertuğrul Rast

Kitaptan Bölümler

“Bazı noktalama işaretleri ilginçtir, bazıları değildir. İlginç olmayanlardan başlayalım. Bunların en başta geleni, en sıkıcısı soru işaretidir. Soru işareti tek başına meselâ bir hayvan damgasında ya da süsleme amaçlı kullanıldığında kabul edilebilir ama yazıyla yan yana geldiğinde tamamen yavanlaşır. Zaten bir cümle soruysa sorudur, okuma bilen herkes bunun farkına varır. Öyleyse neden ayrıca soru işareti koyalım. Üstelik soru işaretinin biçimi de basılı metnin düzenine uymaz, ne göze ne kulağa hoş gelir. Bir başka deyişle, tıpkı bir ismin gereksiz bir etiket olması gibi fazladan bir işaret olur. Ben soru işaretini hiç sevmem, itici bulurum ve artık onu pek az kişi kullanıyor. Ünlem ve tırnak işaretinde de aynı sorun vardır. Her ikisi de gereksizdir, çirkindir ve satır düzenini bozar. Yazmaya ilk başladığımda soru, ünlem ve tırnak işaretlerini kullanmak bana imkânsız gelirdi, şimdi çoğu kişi böyle düşünüyor. Belki ileride fikrim değişir ama şimdilik durum bu.” Sayfa 13

“Yazmaya ilk başladığımda yazının sürekli akması gerektiğini hissediyordum. Hâlâ öyle hissediyorum ama ilk yazmaya başladığımda yazının yoluna devam etmesi gerektiğine dair tamamen takıntılı bir iç sese sahiptim. Eğer yazının sürekli akması gerekiyorsa iki nokta işaretinin ve noktalı virgülün bununla ne ilgisi vardı. Virgülün bununla ne ilgisi vardı. Noktanın bununla ne ilgisi vardı. Küçük harflerin ve büyük harflerin yazının yolda olmasıyla ne ilgisi vardı ki. O dönemde yazıyla ilgili hissettiğim en derin ihtiyaç, yazının sürekli akmasıydı. O zaman ne anlamı vardı ki iki noktanın, noktalı virgülün, virgülün ve noktaların.

Noktaların ne anlamı vardı ki. Fakat kaçınılmaz olarak yazının sürekli akması gerekse de fiziksel olarak insanın ara sıra durması gerekiyordu. Eğer insanın ara sıra durması gerekiyorsa noktaların var olması da kaçınılmazdı. Ayrıca noktaların görünüşünü hep sevmiştim ve yaptığı şeyi de seviyordum. Ara sıra durmak, aslında yazının devam etmesine engel değildi, müdahale eden bir şey değildi. Bu, doğal bir şeydi. Böylesine doğal olarak gerçekleştiği için noktalara inanıyordum ve onları kullanıyordum. Nokta kullanmayı hiçbir zaman bırakmadım.” Sayfa 16

“Şiir nedir. Şiir, kelime dağarcığıyla ilgilidir, düzyazının kelime dağarcığıyla ilgili olmamasının aksine. Yani görüyorsunuz ki düzyazı ile şiir hiç de birbirine benzemez. Tam anlamıyla farklıdırlar. Ben diyorum ki şiir, özünde kelime dağarcığıdır, tıpkı düzyazının özünde kelime dağarcığı olmaması gibi. Peki, şiirin bütünüyle dayandığı bu kelime dağarcığı nedir. Bu, yalnızca isme dayanan bir kelime dağarcığıdır, oysa düzyazı, özü gereği ve kesin biçimde ve kararlılıkla isme dayalı değildir. Şiir, ismi kullanmakla, suistimal etmekle, kaybetmekle, istemekle, inkâr etmekle, değiştirmekle, isimden kaçınmakla, isme tapmakla ilgilenir. Şiir hep bunu yapar, sadece bunu yapar, bunu yapar ve başka hiçbir şey yapmaz. Şiir, isimleri kullanır, kaybeder, reddeder, memnun eder, kucaklar ve isimlere ihanet eder. Şiirin yaptığı budur, şiirin yapması gereken budur, şiirin türü ne olursa olsun. Ve pek çok şiir türü vardır.” Sayfa 28

Gertrude Stein