Bahs

Ali Berkay

Ben, bir yanlışı doğrultmanın askeri
Son mermisini kendine saklayan
Bilmediği topraklarda boyundan kısa siperlerde


Soğuk mavi denizin dibinde
hiç güneşin batışını hissettin mi
dip akıntısının çukurunda bir taş gibi,
bir dakikanın genişliğini

Ben, bir sarayı ayakta tutmanın kirişi
Rüzgarın her seferde tek bir zerre eksilttiği
Sarp yamaçlarda yazları kuru bir dal 


Savaşın şiddetini önlemek için şiddet
Şiddeti kontrol altında tutmanın şiddeti
Şiddet insanlığın tek birliğidir


Ben, bir sabah işe gitmenin boş yatağı
Kişilik bölünmelerinin toplamından fazla kişilik
Modern tıbbın ilkel kölesi kimyası değiştirilmiş


Ama birinin tüm bunların farkına varması için bir savaş gerekir
Her zaman savaşamazsın ve her zaman uçamazsın.
Birinin bunu anlaması için bir kasırga gerekir

Ben, bir tohumu toprağa vermenin beklentisi 
Çiçek açmayan ağaçların da katıldığı senfoni 
Gölgesinde ağır uykular uyunan.

 
Eğer zihnim bir varoluşsa,
İsimsizdim bu yüzden kendimi vaftiz ettim
başka bir gün, bu bir metafor olabilir,
bugün sadece yalnız bir kitap
oturduğumuz kafesin iki penceresinden.

Ben, bir derin nefesi dinlemenin başucu 
Gözkapakları altına sığdırılmış koca evren 
Serçe parmağından sıkı bir şekilde kavranan.


evren genişlemekten sıkıldığında
güneş mesaisini tamamlayıp
tüm kütlesi içine çökerken
annemin mezar taşı sabit dursa.

Ben, bir gözün görmeden eskimesinin feri
Gün batarken kanımda ağırlık yapan ufuk
Çizgisi belirsiz yaklaştıkça uzaklaşan

Buzdokuz, Sayı 8, Kasım-Aralık, 2021.