Kar

John Davidson (11 Nisan 1857 – 23 Mart 1909)
Çeviren: Ertuğrul Rast

I

“Kristallerin canlı olduğunu kim söylüyor?”
Ben söylüyorum, isteyen inkâr etsin
Kristaller doğar, büyür, gelişir
Yaşlanır, solar; öldüklerini gördüm.

İnanın bana efendiler, kristaller de başarır
Mükemmelliğe ulaşmak için heves
Amaçlı parıltı, kuvvetle sergilerler
Yüzey, açı, renk, güzellik ve biçimi.

II

Su kristalleri, çiçek ve kök için
Altmış net derece ister ne eksik ne fazla
Kar, o kadar değişken, yine de bu keskin
Açıda düşünür, başka bir şey bilmez.

Hayatı böyle, zevki böyle
Sanatı, ticareti, kazancı böyle
Her daim yeni birleşimlerde bu
Muhteşem açıyı sürdürmek için

Her çiçekte ve tanede kristal ustalığı
Kar sergiler, göğün özgürlüğünde
Kristaller kristaldir kristal uğruna
Hepsi ve her biri, kristal için

Yine de karın her kristali
Bireyleşir, ekilmiş bir tohum gibi
Her yana saçılır, büyüme güdüsüyle dolu
Kendi güzelliğinde güzel olmak için

Her tane, tüm çıkıntıları ve izleriyle
Yeni doğmuş bir yıldız gibi parlar
Parmak izleriniz daha çeşitli değildir
Kar tanelerinden

İnsanın ve karın dünyası döner durur, büyür
Güç ve tutkuyla dokunmuştur, meydan okur
Zamana ve zahmete: yalnız ırklar son bulur
Tek tek insanlar ve kristaller ölür

III

Mücevher biçimli karlar, tüy gibi yağan
Düşen ya da düşmüş, bir nefeste solan
Hepsi korkar ve çiçekler gibi ürkek
Hayvanlar ve insanlar gibi ölüme yürümeye

Bir keresinde gördüm, bir objektif camında
Mikroskop altında ölen
Bir karmaşık kar tanesi yavaşça eriyordu
Zor ölen, umudun yetişemediği

Kristal şekilden şekle giriyordu
Acıyla kıvranarak ve yine de
Gittikçe sadeleşip düzenledi
İradesinin açısını kuvvetle

İşkenceyle basit bir son forma döndü
Altı açı ve altı farklı ışın
Bakın, ölümde mükemmel norma ulaştı
Tüm kristal rüyalarını doğrulayarak!

IV

İşte ölü bir kar tanesinin
Asil trajedisi. Kim anlatabilir
Şehirlerde düşen, bitmemiş sağanakların
Korkunç ve garip kaderini! – Kefaret ödeyen sağanaklar

Büyük bin yıllık karların uyuduğu
Kutuplardan sürüklenen göçebe hayatlar
Karlarla kaplı zirveleri sonsuz gururla
Yükselten sıradağlardan sürgünler

Göçebe karlar ya da talihsiz bir günde
Şehrin yıkımına doğanlar, savrulan
Çiğnenen, kürenen, sürülüp süpürülen
Kaynayan lağımlara doğru: donmuş tümden

Çiçekleri cennetin, kuytuda eriyen
Atık ve artıklarla, ama her bir tane
Son ana dek sabit derecelerde gösterir
Mükemmel kristalleri, bir kristal uğruna

V

Karın faydası sadece bir rastlantıdır
Burada ılıman iklimlerde, kışla gelen
Dünyanın uzamış kış uykusunu örten
Tüm fayda bir tesadüftür

Altmış net derecede, neşeli kar
Tasarruf uygulayarak
Sonsuz güzellikler yaratır ve

Sahnelerle evreni yüceltir

Arktik ve Antarktik: tertemiz kefenler
Gümüşten bir ayazla dokunmuş kürkler giydirir
Her diyarda bulutlar arasındaki zirveleri
Karlarla taçlanmış sabahın ateşini yakalamak için.

Buzdokuz, sayı 26, Nisan-Mayıs-Haziran 2025.