Eleştirinin Yeni Yasaları

Hayriye Ünal

Eleştiri hakkında kendi zamanı içinden konuşan bir kitap oldu Eleştirinin Yeni Yasaları.

Bu kitap şiir üzerine değil, eleştiri ve poetik düşünce üzerine düşünen bir kitap. Yani düşünme üzerine düşünme denebilir. Bu yüzden yazılarda konu bir şair veya bir şiir olduğunda bile esas olarak oradaki poetik düşünce ile ilgileniyorum. 

Her yazıyla eleştiri üzerine düşüncelerimi kayda geçirirken şairlerin şiire kendi odaklarıyla yaklaşma biçimlerinin eleştiriyi tümüyle yönlendirdiğini fark ettim. Eleştirinin güdümlenmesi, en az başıboşluğu kadar kötü bir sonuç verir. Eleştiri teorisine kafa yorarken aynı zamanda eleştirinin güdümlenmesine karşı çıkan bir kitap oldu Eleştirinin Yeni Yasaları. Peki, bunu nasıl yapıyor?

  1. Teorik çerçeve önererek sınanabilir teklifler sunuyor;
  2. Yeni araçlarla yeni mecraları gözeterek kapsamlı bir eleştiri anlayışı öneriyor;
  3. Şiir tarihinin verili anlam çerçevesine bağlı kalmaksızın onu otopsi masasına yatırıyor;
  4. Son olarak da eleştiriyi bir uzmanlık alanı olarak tanımlıyor.

Herkes anlaşmış gibi “nesnellik”ten söz eder fakat öznenin derin şiir bilgisi olmadan şiirin yorumlanamayacağı ihmal edilir. Çoğu kişi hemen her konuda ayırt edici bilimsel tekniklere güven duyar, uzmana sorar, radyasyon yayan bir cihaza girer, avukatına danışır ama konu şiir olduğunda kolayca herkesin eleştirmen kesildiğini görürüz ve kimse bu konuda uzmana soralım deme gereği duymaz. Dilin içinde serbestçe gezen şiirin bu göze kolay görünen varoluşu, onun hava gibi su gibi her an insanlara temas etmesindendir. Bu harcıâlem görünüş, şairleri ister istemez şiirlerini korumaya almaya iter, bir lonca inşası yoluyla isimlerine dokunulmazlık kazandırmak isteyen şairler eleştiriyi güdümlerler. Eleştirme işinin de büyük oranda şairler tarafından yapıldığını hesaba katarsak nasıl bir kaosun doğduğunu anlayabiliriz; nesnellik buharlaşır, bilimsellik kuru olmakla itham edilir, şiirsellik kutsanırken düzyazı ve akıl gözden düşürülür. Bu kitap, estetik/güzel, etik ve akıl/düşünce arasında birliği tekrar kurarak eleştirinin temeline koymayı hedefliyor. Eleştirmenin sahip olması beklenen sezgi gücünü yadsımaksızın.     

70’li yıllarda Batı’da postyapısalcılıkla başlayan ve bugünü kapsayan zaman diliminde edebiyatta bilimsel bakış açısı epey itibar kaybetmişti. Eleştiriye müdahil olan feminist, queer, postkolonyal, ekolojik bakışlar yani yapıt-dışı olgular da eleştiriye bir bağlam sunarak eleştiriyi politik zemine çekti. Elbette etik bakımdan yararlı ve gerekli olan bu yeni bağlamların sözgelimi yapıtı sınıf çatışması bakımından inceleyen Marksist eleştiriden mahiyet ve teknik olarak üste fark koymadığı söylenebilir.

Bugünkü bilim ana niteliğini teknolojiyle kazanıyor. Sanat alanında da kopya, orijinal, copyright, NFT gibi tartışmalı konular var. Sanat eserinin kendisi de bir eleştiri olma iddiasında. Rosalind Krauss’un heykel için söylediği “genişletilmiş alan”a (expanded field) uyarlayarak söylersek şiir de artık “expanded field”da oluşuyor. Bu zemini dikkatli etüt ederek ve yukarda andığım etik bağlamları da gözeterek –sözgelimi proletaryanın yerini prekaryanın[1] alışını da düşünerek– eleştiri üzerinde çok yönlü şekilde düşünmemiz gerekir. Bu kitabın ilk bölümünde bir olası yön olarak “topolojik eleştiri”yi öneriyor ve teorik çerçevesini çiziyorum.

Topolojik eleştiri, çoksesli şiir teorisi perspektifinden yola çıkarak bilimsel yaklaşımla nasıl şiir eleştirisi yapılır, sorusunun üzerinde düşünürken imal ettiğim bir yöntemler bütünüdür. Şu zorunlu üç kavramın (topos, topoloji, poetik uzay) temellendirilmesiyle oluşturulmuş bir hipotezdir.

Özellikle “etki üretme” alanında nöroestetik alandaki yeni buluşlarla bilimsel modeller geliştirme potansiyeli olan bilişsel poetikanın eleştirel düşünce üretiminde göz ardı edilmemesi gerekir. Kitabın ikinci bölümünde siber-bilişsel poetikanın yanı sıra kavramlar, bakış açıları ve eleştirel örnekler[2] üretiyorum.

Üçüncü bölüm “Heterodoksluklar” çağımızda seslerini duyurmayı biraz başarabilen evrensel ötekine ve her çağın güçsüzlerine adanmıştır. Yazılar bağımsız bütün olarak çalışılmış olsa da birbirini tamamlıyor.

Yazmayı sürdürdüğüm için bu kitapta her bölüm sonunda aslında bir “sürecek” notu varsayılmalı. Özellikle son bölüm olan “Eleştirenler” başlığı böyle. Başkasının Sınırlarında Şair kitabımda da eleştirmenleri incelemiştim. Bundan sonra da sürdüreceğim. Aynı kural poetik açılar için de geçerli. Yazılar, ilk yer aldıkları kaynaklarda bazı küçük değişiklikler içerebilir. Bazı yazılara güncelleme gereği küçük ekler yapılmıştır.


[1] Guy Standing’in deyişiyle “yeni tehlikeli sınıf”.

[2] Kitapta ikinci bölüm başlığının hemen altında bir liste bulacaksınız.