Algoritmik Yeniden Üretim Çağında Sanat

Poem Dot.py
Foto: Amy Freeborn

Pip Thornton ile konuşan: Régine Debatty, Çeviren Çağatay Koparal.

Dil Kapitalizmi ve Bir Kelime Tefecisi Olarak Google

Şiirde ve diğer edebiyat türlerinde kelimeler duygu türlerine, zihinde canlandırdıklarına ve uyandırdığı geçmişe dayanarak değer elde eder. Ancak Google algoritması için bir kelimenin değeri onu kullanan ve onun reklamını yapan endüstrinin gücüne göre dalgalanır. Örneğin “bulut” kelimesi akla dalıp gittiğimiz anları, hayalleri ve gündüz düşlerini getirir. Fakat Google gezegeninde veri ve uygulamaları saklamak için interneti ve uzak sunucuları kullanan teknoloji anlamına geliyor. Bu da “bulut” kelimesinin örneğin “güneşli” kelimesinden neden çok daha fazla pahalı olduğunu açıklıyor. Dilin bu şekilde duygusuzca metalaştırılması Google’a dünyanın en başarılı ve varlıklı şirketlerinden biri olmada yardım ediyor.

Dr. Pip Thornton’un çalışması dilin paraya çevrilmesinin ekonomik, kültürel ve siyasi etkilerini araştırıyor.

Thornton’un “Algoritmik Yeniden Üretim Çağında Dil: Dil Kapitalizmi Eleştirisi” başlıklı tezi, şiiri Google reklam sistemi vasıtasıyla besleyen bir dizi sanat eserini ele alıyor. Çalışmada, edebi metinlerden seçtiği her bir kelime Google tarafından analiz edilip kendilerine yaklaşık bir değer biçiliyor. Sonra sonuçların fatura halinde çıktısı alınıyor.

Thornton Google algoritmasının George Orwell’ın 1984 romanında geçen bir dil olan YeniKonuş’a nasıl yaklaşacağıyla özellikle ilgileniyordu. YeniKonuş kurgusal Okyanusya’nın iktidar partisi tarafından geliştirilen, dili konuşanlara düşünce özgürlüğüne dair herhangi bir şey söylemeyi ya da Büyük Birader ideolojisini herhangi bir şekilde eleştirmeyi imkânsız hale getirecek kadar kısıtlı bir gramere ve kelime haznesine sahip, olağanüstü şekilde kontrol edilen bir dil.

Son derece kârlı Google Reklam sistemi internete yüklenmiş sesli şiirlere yakın zamana kadar uygulanamıyordu. Alexa, Siri gibi konuşma tanıma sistemi hayatımıza girdiğinden beri direnişin bu kalesi de yavaş yavaş yıkılmaya başladı.

Edinburgh Üniversitesi Tasarım Bilişimi bölümünden Dr. Pip Thornton ile bu meseleleri konuştuk:

Doktora teziniz Algoritmik YenidenÜretim Çağında Dil: Dil Kapitalizmi Eleştirisi tezine dil kapitalizmini eleştirmek için şiiri, edebi metinleri ve hatta sizin kendi tezinizi Google Ads (eskiden AdWords) aracılığıyla beslemekten oluşan yaratıcı deneyler eşlik ediyor. Çalışmanızda sanat ve yaratıcılıktan nasıl faydalandınız?

Yaratıcı müdahale çalışmama güzel bir kaza sonucunda dahil olsa da dilin sanat olarak önemini öne çıkarmak tamamlayıcı bir yöntem haline geldi. Dijital teknolojilerin/ekonomilerin eleştirisini veri kümelerinin ve sermayelerin başında oturup dili yalnızca dijital araçlar ve teknolojiler kullanarak analiz etmek ve dilde deneyler gerçekleştirmek yerine dilin gücünü – mevcut şiirler ve edebiyat ve aynı zamanda yeni deneyler ve spekülatif eserler – kullanmak istedim. Dili bir öğrenme seti ya da son derece hızlı bir şekilde dönüştüğü dijital boşluklarda sermaye reklamı akışı için bir araç olarak ele almaktansa ona insanî olan, duygusal iletişim aracı olan gerçek anlamını vermek istedim. Paraya çevrilen fatura halinde şiir ({poem}.py projesi) dil kapitalizmi fikrini görsel hale getirmek ve onu birden fazla alandaki kitlelere aktarmak için basit bir yöntem olarak başladı. Fatura çıktısı almayı öğrenip onları çerçeveye almaya başladığımda -neredeyse- kendi kendine sanat halini aldı. İşin ilginç tarafı algoritmik pazardan itinayla kurtardığım kelimeler yepyeni bir pazar oluşturdu. Tezimde bu tür gerginlikleri olabildiğince açık anlatmaya ve onlara elimden geldiği kadar direnmeye çalıştım.

Google Adsense haricinde dil kapitalizmini nerelerde faaliyet halinde görebiliriz?

Tezimin konu aldığı dil kapitalizmi terimi Frederic Kaplan’ın 2014 yılında yayımlanan ve Google AdWords’ü tartıştığı ‘Dil Kapitalizmi ve Algoritmik Arabuluculuk” makalesinde geçiyor fakat Google’ın AdSense (yalan haberlerin yayılmasına yaptığı katkılarla) ve GMail gibi diğer platformlarıyla da ilgili. AdWords’e sanatsal bir müdahale yapma fikrini ilk olarak Cabell ve Huff’ın Easton-Ellis’in Amerikan Sapığı romanının sayfalarını Gmail ile gönderip metnin tetiklediği reklamları toplamalarından aldım. Sonra kitabı fiziksel olarak yeniden yapmışlar, içindeki metni çıkarıp yerine reklamların dipnot silüetlerini koyarak metnin insan düşmanlığı ve şiddetinin para kazandırma potansiyelince gizlendiği ekonomik bir dış-metin ortaya çıkarmışlardı.  

Dijital ekonomide dilin likidite azlığı konusunu düşünüyorum – artık kelimeler her geçen gün –daha likit- ötekinden daha mesafeli ve bağlamından kopuk ekonomik bir türev değerine bağlıysa- o zaman yüksek faizli olma riskine mi giriyorlar?

YENİKONUŞ eserinizde Orwell’ın 1984 kitabının tüm metninin borsa şeridinde gösterildiğini, kelime fiyatlarının Google Reklamlar’daki canlı verilere göre dalgalandığını görüyoruz. Kelimelerin fiyatları örneğin bir gün içinde ne kadar hızlı ve ne kadar şiddetli dalgalanıyor?

Henüz YENİKONUŞ donanımındaki kelimelerin fiyat değişiklikleri üzerine detaylı bir analiz yapmadım. Google Reklamlar’ın son geliştirmesinden sonra tahmini teklif fiyatları eskisinden çok daha dinamik ve hızlı şekilde değişiyor, bu yüzden analizimi de buna göre güncellemem gerek. Ancak 1984’ü 2017 yılında AdWords kullanarak ilk fiyatlandırdığımda ve fatura olarak çıkardığımda metin teorik olarak 58.000 sterlinin biraz üzerindeydi. YENİKONUŞ’un son tekrarı 2019 yılında 72.000 sterlin civarındaydı, yani iki senede 14.000 sterlin arttı!

Okyanusya’nın iktidar partisinin kelimeleri bu şekilde paraya çevirmeyle alakalı ne yapabileceğini hiç düşündünüz mü?

Modellerini çaldıkları için Google’a ateş püskürürlerdi! 1984’ün eki Orwell’ın Yenikonuşun Okyanusya’daki uygulanışı üzerine görüşünü detaylı şekilde açıklıyor. Bu kelimelerin yalnızca özellikle belirli ve kontrol edilen amaçlarla kullanılabildiği bir dil – örneğin ‘özgür’[1] kelimesi ‘bu tarlada hiç ot yok’ gibi şeyler söylenirken kullanılabiliyor, fakat siyasi manada baskıdan ‘özgür’ olmak ya da düşünce olarak ‘özgür’ olmak şeklinde kullanılamıyor. Google’ın arama ve reklam modeli Anna Jobin ile Olivier Glassey’in semantic determinizm adını verdiği benzer bir yöntemi takip ediyor. Arama motoruna yazdığımız kelimelerin bağlamı ne olursa olursun arama sonuçlarının bağlamı dil pazarı tarafından – sizin aklınızdaki şey o olmasa bile – kelimenin ekonomik olarak en verimli haline göre seçiliyor. Bunu çalışmamda göstermenin en iyi yolu William Wordsworth’un Nergisler şiirinde hepsi de Wordsworth’ün Cumbria baharını görüşünden dolayı değil, bulut işlemleri ve internet sunucusu gibi dijital teknolojilerle ilgili değerli anahtar kelimeler olarak yeni bağlamlara sahip olduklarından yüksek ekonomik değerlere sahip bulut, kalabalık ve sunucu kelimeleri için önerilen fiyat teklifleri. Aynı şekilde YeniKonuş’ta Orwell kelimelerin edebi amaçlar için kullanılamayacağını düşünüyor. 1984’ün eleştirisini bu kadar kuvvetli kılan şeyin Okyanusya’daki bu dil kontrolünün açık bir şekilde düşünceyi kontrol etmek için bir araç olarak kullanılması, oysa dil kapitalizminde semantik determinizmin siyasi ve toplumsal etkileri büyük ölçüde fark edilmiyor ya da bir şekilde bir gariplik, bir arıza ya da Google’ın sistemlerinin daha geniş kapsamlı faydaları için kabul edilebilir bir alışveriş olarak göz ardı ediliyor.

Bu sene projenize ses tanıma özelliği eklemek için Ray Interactive ile çalıştın. Ses tanıma sistemi çalışmanıza ne kattı?

2015 yılında {poem}.py müdahalesine başladığım zaman proje internette ilgi duyduğum ‘yazılı’ kelimelerden oluşuyordu – özellikle de arama motorunda sıkça kullanılan kelimelerden, bu yüzden yalnızca internetten kopyalayabildiğim şiirler için fatura oluşturuyordum. Kavramsal olarak kelimelerin bir şekilde algoritmaya karşı ‘savunmasız’ olması gerekiyordu. Aslında AdWords ile paraya çevirdiğim ilk şiir koleksiyonunda internette yalnızca ses olarak bulunan sesli bir şiirin BOŞ faturası da vardı.

Ses tabanlı teknolojilerin söylediğimiz kelimelerin bir şekilde paraya çevrilmemesini imkânsız kılan bir yaygınlığa ulaştığı ve söylediklerimizin insanların farklı fiziksel alanlarda ne kadar dil sermayesi yarattığına göre belirlendiği bir tür distopik gelecek hayal etmeye başladım. Böylece belki de veri paketleri ya da Wifi konuşma yoluyla değer üretimine bağlı olacak, bu yüzden insanlar anahtar kelimelerin daha değerli olduğu şehirler, iş/ticaret merkezleri, zengin alanlar vb. yerlerde para kazanarak sosyal kapital elde edecekler, ancak bu alanlara her isteyen giremediğinden toplumsal bölünmeler huzursuzluk ya da çatışma noktasına doğru gidecek.

Bu düşünceyi çalışmamda yansıtmak için {poem}.py’ın sesle çalışan bir versiyonunu geliştirmek istedim, bu şekilde söylenen sözler gerçek zamanlı olarak paraya çevrilebilecek, aynı zamanda -muhtemelen bir labirent ya da başka bir yapı şeklinde- fiziksel bir mekan ögesini projeye katmak, uzaydaki hareketinizin kelimelerinizle ne kadar fazla ya da ne kadar az para kazandığınızca belirlenme fikrini (ya da gerilimini) aktarmak için. Başlangıçta yalnızca teorik bir fikirdi, fakat Ray Interactive’den Brendan ve Sam ile Edinburg’daki Creative Informatics projesi aracılığıyla tanıştıktan sonra bunu gerçekleştirmeyi başardık.

Ses tanıma sistemini bir grup oyun yazarıyla test ederken onlardan “gezinirken ve farklı mekanlara tepki verirken söyledikleri kelimelerin ekonomik değerlerine göre hikâyeler yaratmalarını” istediniz. Bu deneyin nasıl gerçekleştiğini bize anlatır mısın?

Evet – bunu ilk olarak Uluslararası Edinburgh Festivali’nin ev sahipliğini yaptığı bir atölyede denedik. Yazarlardan ve oyun yazarlarından bir kitabı ya da oyunu üç bölüm ya da sahne şeklinde anlatmalarını istedik. Yere işaretli kutular koyduk ve oyuncuların söyledikleriyle takımlarının bütçesini aşmadan boşluklardan ilerlemeleri gerekti. Yani her şey kelimelerin ekonomisi hakkındaydı – hem ekonomik olarak değerli bir dil kullanmaktan kaçınılıyor hem de iletişimsel ve yaratıcı değer korunuyordu. Başlangıçta sık sık tekrara düşülse de ilginç sonuçlar verdi ve bu deneyi daha da geliştirmeyi umuyoruz.

Dil kapitalizminin insanların günlük hayatlarında kullandıkları dile bir etkisi var mı? Yoksa etkisi yalnızca çevrimiçi reklamlarla mı sınırlı?

Anahtar kelimeler ile insanların sesli iletişimdeki toplumsal ve ekonomik sermaye elde etmek için kullandığı moda kelimeler arasında bağlantılar olduğunu düşünüyorum, dilin teknoloji ve diğer kültür elementlerine göre değiştiğini de unutmamak gerek. Fakat beni endişelendiren bizi bekleyen şey… dediğim gibi, çevrimdışı iletişim eskiden dil kapitalizminin bu şeklinden görece uzaktı, ancak özel ve halka açık alanların izlenmesi ve kayıt altına alınması giderek normalleşiyor, buna rızanız olsun ya da olmasın. Bu Siri’ye söylenenlerin kaydedilmesiyle ya da VOIP[2] aramalarınki ve ev asistanlarındaki verilerin izlenmesi ve paraya çevrilmesiyle başlayıp Google’ın Toronto’da planladığı akıllı şehir projelerine ya da öfke ve şiddet sesi sinyalleri için okulları izleyen teknolojiler gibi şeylere kadar gidebilir. Uluslararası Edinburgh Festivali’ndeki atölye ile söylediğimiz kelimelerin vakumlanıp çeşitli şekillerde suistimal edilebileceğinin farkında olsaydık hissedeceğimiz gerginliği aktarmak ve insanlara kelime seçimlerine dikkat etmeleri gerektiğini düşündürmek istedim. Katılımcılardan insan olan takım arkadaşlarına mesajlarını (bu durumda oyunlar) ses tanıma yazılımının kafasını karıştıracak şekilde aktararak dil kapitalizmine direnme yollarını düşünmeleri istendi. Örneğin zor aksanların yazılım tarafından “yanlış anlaşıldığı” ortaya çıktı, ya da katılımcılar kelimelerini takım arkadaşlarının anlayabileceği fakat söylediklerinin paraya çevrilemeyeceği kadar yavaş biçimde söyleyebiliyorlardı. Yeni ses teknolojilerinin bir eleştirisi olarak çalışma çok iyi gitti. İnsanlar kullandığımız en temel ses tanıma yazılımının onları anlamadığı zamanlarda rahatsız oldular ve aynı zamanda bu sistemi kapatamadıkları gerçeği vardı – oyuncular takım arkadaşlarıyla gizli gizli tartıştıklarını düşünseler de her şey toplanıp paraya çevriliyordu… yani kaçış yoktu!

Dil Coğrafyaları yayınında “tezimin son bölümü bu gücü tersine çevirme ve ‘sanatı siyasallaştırma’ yollarını ya da bu proje özelinde dili sanat olarak geri kazanmayı inceleyecektir” yazdınız. Çalışmanızın bu yanından biraz daha bahsetmek ister misiniz?

Evet – ‘sanatı siyasallaştırma’ kısmı Google arama ve reklam gibi teknolojilerin arkasındaki siyasetin estetize edilmesine dair tartışmama doğrudan bir yanıt. Walter Benjamin’in Mekanik Yeniden Üretim Çağında Sanat Eseri (1963) yapıtından geliyor.  Benjamin , faşist politikaların popüler kültür ve müdahil olma miti vasıtasıyla ‘estetize edildiği’ 1930’ların Avrupa’sında yazıyordu. Benzer bir şeyin bugün de yapıldığını iddia ediyorum – Google gibi teknolojilerin estetiği ve yaygınlığı sayesinde herhangi bir şey üzerinde kontrolümüz ya da faaliyetimiz olduğu hissine inandırılıyoruz ve bu her geçen gün artan olağanüstü siyasi sonuçlara sahip. Benjamin’in siyasetin estetize edilmesini geri çevirmek için yaptığı çağrı sanatın siyasileştirilmesini gerektiriyordu, ben de müdahalemle bunu amaçlıyorum – kelimenin tam anlamıyla siyasi eleştiriyi maddi müdahaleye dahil edip dili yeniden estetize etmeyi.

Bizimle paylaşabileceğiniz gelecek etkinlikler, çalışma alanları ya da projeler var mı?

Yakında ‘Yüksek Faizli Dil ve İflas’ adlı spekülatif bir kurgu eserim yayımlanacak. Şehirlerin Amazon, Google vb. şirketler tarafından yönetildiği bir dünyayı anlatan düzenlenmiş (Kitchin, Graham, Mattern, Shaw 2019) bir koleksiyon. Bu eserim daha önceden bahsettiğim kavramlardan bazılarını açıyor. Yüksek Faizli Dil’e aynı zamanda daha akademik bir bakış açısıyla yaklaşmak istiyorum, bu yüzden John Hogan Morris ile böyle bir proje etrafında ekonomik ve teorik kavramlar geliştirmek için çalışıyoruz. Bir de Hélène Cixous’nun -Google Adwords verilerinde açıkça görülen- dildeki cinsiyet ikilikleri eserinin uyarlaması olarak ‘digital écriture féminine’[3] fikri üzerine düşünüyorum, bu ikilikleri müdahale ve yaratıcılık ile nasıl tersine çevirebileceğimizi. Bunların haricinde YENİKONUŞ borsa şeridi projesini geliştirmeyi çok istiyorum – belki de 1984’ün paraya çevrilmiş versiyonu Piccadilly Meydanı ya da Times Meydanı’nda oynar?  


[1] Orijinal metinde ‘free’, bu kelime İngilizcede özgür olmak ve bir şeyleri içermemek anlamına geliyor. – ç.n.

[2] Voice Over Internet Protocol: İnternet üzerinden sesli iletişime verilen isim. – ç.n.

[3] Kadınların dijital yazıları. – ç.n.

Bu röportaj Régine Debatty tarafından Dr. Pip Thorhon ile yapılmış, 17 Ekim 2019 tarihinde https://we-make-money-not-art.com/ internet sitesinde yayımlanmıştır. Yazarın izniyle Buzdokuz için tercüme edilmiştir. Yukarıda tamamı yer alan söyleşinin bir kısmı Buzdokuz 3. sayıda yayımlanmıştır.

Bir cevap yazın

*