Türk Şair ve Mühendis.

Sarkaç tekrar sallanıyor,
İkiz kara deliklere genişletildi,
Yavaş ölçülen adımlar atıyorum,
Yerin altında titrendiğini hissederek,
İçindeki güçle yankılanarak,
yeniden şekillendirmeyi özledim

Uçurumdan karanlığı tezahür ettirmek,
Yarının çocuklarını serbest bırakmak,
Soğuk ve aç evreni doldurmak,
Fısıldayan bir antlaşmanın yankısı,
Yıldızlı gökyüzü altında gözyaşları ile yapılmış.

şekilsiz ve bilmiyorum
nerede çizgi kesilir; bazen ben
iskeletimden biraz, kaburga veya
bilek; nefes alan bir şey olarak düşün
abuk. bazen bir parçayım,
acı iki kıta, kısa kesilmiş.

hiç kimsenin gerçekten bilemeyeceği
çok fazla bakım yapmak ne kadar korkunç
göğsümden gürleme,
lütuf kelimesini nereden öğrendin
tanrı tüküren insanlardan bıktım

bazen sadece var olmak katlanmak için çok fazladır.

büyük bir denizde. bunu da böl.
gözlerimi onlarda gör
burada bir çeşit metafor olmalı;
kaçtığım şey tarafından yutuldu
korkmuş ve yalnız ölüyorum. bu son değil
yara. sesimi kendimden daha yaşlı duy

diğer cevapları bilmeyeceğim. yılın bu zamanı,
deniz soğuk bakalit yeşili. keşke görebilseydin.

Sen sıcak kalabilmek için
güneş gören yerlerde yatmalısın
şimdilik hepinizin parçaları
yataklarında güvenlidir

Bugün yeni bir gün,
sonuncusu ile aynı,
ama bu sefer ışığın karşısındayım.

Bu yağmur, güneşi bir daha göremeyeceğim anlamına gelmez.

bir ipin iki ucu gibi çok uzağa gerilmiş gibi
omzunun kumlu eğimi ipeği örttü.
o benim ateşim, hayatım; kalbimin atışı ve gıcırtı
kemiklerimde. yerleştireceğim daha tatlı bir yer yok

bir denizci dünyayı öpüyormuş gibi
çok kalpten çok hassas olduğumu biliyorum
ve yeterince sert düşünürsem
ışık kelimesini bilir. kolayca bronzlaşırım

çarmıha gerilmiş,
bazı günler ellerim
diğerlerinden daha kaba.
kendi sesimi kırdım, yakaladım
kafamdaki döngülerde.
kiminle konuştuğumu bile bilmiyorum.

yeşili iyilikle ilişkilendiriyoruz
ve günahı kırmızı, çünkü

kaburgalarımın altında yanıyor. ben
eminim bu hikayeyi yanlış yazacaklar
ellerini yukarı kaldır
ve oradaki kemikleri say. bu mu

tekne ol, hepinize batman için yalvarırım.

hiçbir şey daha parlak görünmedi
cildinizde kutsal ateşten daha
şeytana karşı nazikken
ondan ne kazanıyorsun?

büyüyemediğim şeyler var
ne zaman affettin
kemiklerimi bıçaklara. nasıl oldu
tüm bu şiddeti içeride tutmak için?

ameliyat ve otopsi arasındaki fark kanlı olup olmamanızdır.

Ali Berkay, Buzdokuz, Sayı:1, Eylül – Ekim 2020

Bir cevap yazın

*